İlginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2009

Savaşta cesetleri yiyen robot: EATR

İddiaya Göre: ABD ordusu için geliştirilen EATR, insan cesetlerini yiyerek enerji elde edebilecek.

Pentagon'un bir Maryland şirketine verdiği ihale bilim kurgu filmlerinden çıkma bir robotun doğmasına sebep oldu. Kendini organik materyalle besleyen, güç ihtiyacını karşılayan bir robot geliştirildi. Adı da EATR yani yiyici oldu. Açılımı Energetically Autonomous Tactical Robot.

EATR her türlü fosil yakıtı kullanabildiği gibi her türlü karbon bazlı organik enerji kaynağından faydalanabiliyor. Etrafta bulduğu bitkileri kullanarak aylarca sahada kendi kendine görevine devam edebiliyor. Haberin buraya kadar olan kısmında sorun yok. Ancak Fox haberlerine göre bu robot savaş alanındaki hayvan ve insan cesetlerini de kullanacak!
Savaş alanında bol bol bulunan cesetleri de kullanarak enerji üretecek bir robot fikri insanlarda dehşet uyandırdı. Neyse ki sonradan EATR'ı geliştiren firma bunu yalanladı. Savaş alanında cesetlere zarar vermenin Cenevre Sözleşmesi'ne suç olduğunu belirten firma, EATR'ın masum olduğunu, genel olarak çalı çırpıyla besleneceğini söyledi. Yerde bulamazsa da minik elektrikli testeresiyle kesebilecek.

Yine de biraz düşünürsek ihtimal hala orada. Organik enerji kaynaklarını değerlendiren, yemek yiyen bir robotun hele ki savaş alanı kullanımı tüyler ürpertici bir fikir. Bu teknoloji sayesinde devriye bölgesine giren insan ve hayvanları ateş açıp öldüren, sonra da yiyerek devriyeyi sürdüren robotlar mümkün oluyor. 

Devriyeden öte, enerji sıkıntısı olmadan gezegen üzerine organik yaşamın olduğu her yerde çalışabilecek, insan gibi varlığını sürdürebilecek robotlar mümkün hale geliyor.

alıntı

28 Haziran 2009

Abdülhamid Han Ve Robot Teknolojisi

Abdülhamid Han'ın yaptırmış olduğu  'ALÂMET' isimli robot; dünyada ezan okuyan ilk saat olma özelliğine sahiptir. Sultan, bu muhteşem özelliklere sahip saati Japonya'ya göndermiştir. Muhtemel ki Japonlar, bugünkü robot teknolojilerini, semâ yapan, ezan okuyan bu saatten almışlardır.

1887 yılında Japon İmparatoru'nun yeğeni Prens Komatsu   bir savaş gemisiyle İstanbul'a gelir. Abdülhamid  Han'a birtakım hediyeler takdim eder ve  Sultan ile görüşmelerde bulunur.

1889 yılında ise; Japon İmparatoru Meiji, İstanbul'a özel elçiler gönderir. Bu elçilerle birlikte; Sultan Abdülhamid Han'a  özel hediyeler ve bir de özel bir mektup gönderir. Gönderilen bu hediyeler içersinde; Japonya'nın en büyük nişanı olan, Büyük Krizantem Nişanı da vardır. Bu Nişan, Sultan Abdülhamid Han'a takdim edilir. Özel mektupta ise Japon İmparatoru, Abdülhamid Han'dan; "İslâm dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır kurumlar vs. konuları ile ilgili olarak kendilerine Japonca veya Fransızca olarak bilgiler," gönderilmesini rica eder.

Abdülhamid Han, konuyu Şeyhülislam Cemâleddin Efendi'ye  açar. Osmanlı'nın bilgi ve teknolojisi hakkında bilgi isteyen, deniz aşırı bir ülkeye, eli boş elçiler gönderilemezdi. İlk etapta; tezhipli bir Kuran-ı Kerim ve daha bir çok hediye, elçilerle  Japon İmparatoru'na gönderilir. Diğer bilgiler için de süre istenir.

Bu süre zarfında  Sultan Abdülhamid Han, Yeni Kapı Mevlihânesi saat sanatkârı, Musa Dede'yi Huzur'a çağırır. Musa Dede saat mekaniğini çok iyi bilen zattı. Sultan, Musa Dede'den; "çok iyi bir ekip kurarak, daha önce hiç yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yapmasını," ferman buyurur. Bunun üzerine Musa Dede, yedi kişilik bir ekip kurarak  çalışmalara başlar. " Daha önce hiç yapılmamış, dengi olmayan nasıl bir saat yapmalı ?" Diye derin düşüncelere dalar.

Birkaç gün sonra, Sultan Abdülhamid Han, çalışmalar hakkında bilgi almak için Musa Dede'yi Huzur'a çağırır. Musa Dede ve ekibinin çizdikleri projeleri inceler, ancak bunlardan tatmin olmaz. Çünkü Musa Dede'nin getirdiği çizimler, klasik saat örneklerinin değişik versiyonlarıdır. Huzur'da bulunan Derviş Dede'ye fikri sorulur. Derviş, kağıttaki çizimleri inceler ve şöyle der: "Bu saat Semâzen  şeklinde olsun. Her saat başı, kollarını açıp semâ etsin ve gong çalsın." Sultan Abdülhamid Han projeyi eline alır, dikkatlice inceler, tefekküre dalar ve dahiyane şu fikri söyler: "Hayır gong çalmasın! Ezan okusun. Öyle bir tertip yapın ki, saat başı ezan okusun," der. Kağıda birkaç ayrıntı çizerek Musa Dede'ye verir. Musa Dede, "Ferman Sultanımındır," diyerek düşünceli bir şekilde huzurdan ayrılır.

Guguklu, gonglu  ve değişik melodili saatler mevcuttu. Bunlar; körük ve mekanik düzenlerle halledilebilirdi. Ama ezan sesi, insan sesiydi. Bu nasıl yapabilirdi? Sultan'a, ' Efendim bu nasıl olur?' Demeden Huzur'dan çıkmıştı. Musa  Dede, bu düşüncelerde sahafları dolaşırken, Fakir Dede'ye rastlar. Fakir Dede  Melâmi Mevlevî  Meşreb bir zattı. Musa Dede, konuyu gizlice Fakir Dede'ye açar. Fakir Dede, Musa Dede'yi neşeye boğan şu bilgileri vermişti: Frenk icadı Gramofondan ilham alınabilir. Edison 1877 yılında fonograf cihazını bulmuştu. Ses kaydı yapan  bu cihazı önerir. Gramofonun  1887  yılının 20 Eylülü'nde Emil Berliner tarafından patenti alınmıştı. Yani ezan okuyan saat yapmak mümkündü.

Hemen çalışmalara başlandı. Kısa bir süre sonra, Semâzen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir robot yapıldı. Robotun özellikleri şu şekilde idi: Kaideye oturtulmuş gövdesi; saat başı semâ ediyor, bu esnada kollarını açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı anda ezan okuyordu. Etek kısmının üstündeki mazgallardan ezan sesi geliyordu. Öyle bir mekanizma kurulmuştu ki, tüm bunları yaparken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını ve eteklerini indiriyordu.  Robot'un tamamı gümüş ve altın kaplamadan yapılmıştı. Robot'un arka kısmında kurma yeri mevcuttu ve yedi günde bir kuruluyordu.

Robot'u Sultan Abdülhamid Han'a gösterdiklerinde, Sultan çok beğenmiş ve biraz da şaşkınlıkla; "bunun ismi ALÂMET olsun. Bu tam bir ALÂMET," demişti.

Alâmet'in, gövdesinin boyun kısmına yakın yerinde; altın işlemeli ay-yıldız, eteğindeki mazgalların altında ise, Osmanlı Devlet Arma'sı bulunuyordu. Sağ kolunun altında ise, bu projede yer alan ustaların baş harfleri yer almıştı.

Sultan Abdülhamid Han;  asrın harikası, sanat ve teknoloji eseri olan, ezan okuyan bu robotu, Ertuğrul Firkateyni ile Japon İmparatoru'na, özel bir mektup, başka hediyeler ve nişanlar ile beraber göndermişti.

Firkateyn'in, kafile Başkanı Albay Osman Bey, gemi komutanı da Yarbay Ali Bey'di. Temmuz 1889 yılında İstanbul'dan yola çıkan gemi, 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya'nın Yokohoma limanına varmış ve Japon Hanedanınca  görkemli bir tören ile karşılanmıştır.

Şimdi, bu Alâmet isimli ezan okuyan saatin varlığı bugüne kadar niye bilinmedi? Biraz bu konuyu irdeyelim: Japon elçiler İstanbul'a gelip, Sultan Abdülhamid Han'a Japonya'nın en büyük nişanı olan Krizantem'i verdiklerinde, mukabiliyet  esasına göre, kendilerine Abdülhamid Han'ın da, Osmanlı Devlet'i adına Japon  İmparatoru'na bir nişan verip vermeyeceği sorulur. Bunun üzerine Ertuğrul Firkateyni ile ; Osmanlı Özel Nişanı ve yanında diğer hediye ve nişanlar,  Osman Bey tarafından  Japon İmparatoru'na takdim edilir.

Tarih kitapları ve Osmanlı arşivlerinde bu olaylar belgelerle sabittir. Fakat bilinmeyen konu şudur: Peki Alâmet isimli, ezan okuyan, saatli robottan neden hiç söz edilmez! Bu işin sırrı da şudur: Belgeler de şöyle der: "Osmanlı nişanları, hediyelerle beraber Japon İmparatoru'na takdim edilmiştir." Bu kısımlar Japonlara ait belgelerde ise şu şekilde mevcuttur: " Osmanlı Devleti adına, Sultan Abdülhamid Han'ın elçileri, Osmanlı nişan ve hediyelerini Japon İmparatoru'na sunmuşlardır." İşin püf noktası, Alamet'ten bahsedilmemesinin  sırrı burada saklıdır. Şimdi lütfen dikkat buyurun: Osmanlıca, Alâmet  demek, nişan, işaret demektir.Yani ALÂMET kelimesinin Osmanlıca lügat  karşılığı NİŞAN'dır. İşte sır budur. ALÂMETTEN;  NİŞANLAR VE HEDİYELER olarak kayıtlarda bahsedildiğinden, Alâmet adeta kamufle olmuştur. Yani bilerek bir  saklama yoktur. Bugüne kadar tarihin tozlu sayfalarında saklı kalmış bir hakikat böylece  ilk defa gün yüzüne çıkmış oldu.

Fakat yine de akıllara bazı soru işaretleri gelebilir? Meselâ, Japonlar niye bu robot (Alâmet) gerçeğini ifşa etmemişlerdir? Bu soruya şöyle yanıt bulunabilir: O dönemlerde Japon Hanedanlığı karışıklıklar yaşıyordu. Saraylar ve bazı özel hediye mekânları yağmalandı, soyuldu. Alâmet o karışık dönemde, bu soygunlar esnasında birinin eline geçmiş olabilir. Bir başka soru işareti ise; O dönemlerdeki saat firmaları acaba Alâmet'ten ilham almış olabilirler mi? Mesela, Seikosha  saat fabrikası 1892 yılında kurulmuş, 1899 yılında ilk alarmlı saati piyasaya sürmüştür. 1881 yılında Kintaro Hattori tarafından Seiko Co limitet şirketi kurulmuştur. Soru şudur: Acaba Alâmet bu saatlere ilham olmuş mudur? Acaba Alâmet'in üzerinde bulunan 7 ustanın baş harfleri bir şeyler ifade ediyor mudur? Ezan okuyan saatlerin menşeinin Japonya olmasında  acaba ne kadar Alâmet'in etkisi vardır? Bilinmez ama bilinen bir şey varsa; ilk ezan okuyan ve robot sayılabilecek saati dünyada ilk defa Sultan Abdülhamid Han sahneye çıkarmıştır.

SIRDAŞ, Alâmetle ilgili olarak Sultan Abdülhamid Han'a tarihi bilgileri okur, ve Kara Kaplı'ya kaydeder. Sultan Abdülhamid Han'da; "bu teknolojinin daha da geliştirilmesi gerektiğini vurgular."

Alâmet'in tek resmi; muhtemelen  YILDIZ yağmasında yanmış olup, deforme olmuş haliyle geride kalkan parçasına baktığımızda; bu projede görev alan ustalardan biri elinde kurma kolu ile görülmekte, yanında ise Alâmet bulunmaktadır.Resmin üzerinde, silinmiş Osmanlıca yazılar ve bir köşesinde silinmiş Japonca harfler yer almaktadır.

Şunun bilinmesinde fayda vardır; robot teknolojisi çoğunun bildiği gibi, yeni bir teknoloji değildir. 1900 yılların başında yayınlanan Osmanlıca gazetelerin birinde: Robotları kullanarak dünyayı ele geçirilmeye çalışılacağı ve bu yönde çalışmaların olduğu yazılmaktadır.

İslâm bilginleri, robot diye tabir edilen çalışmaları asırlar önce yapmıştır. Fakat bilinen ve işlevi olan ilk robot ALÂMETTİR. Robot terimi, önceden programlanmış komutları yerine getiren mekanik vs. cihaz demektir.Çok azı insana benzer.

Bu vesile ile Ertuğrul Firkateyni şehitlerinin aziz ruhlarına El-Fatiha.

Oktan Keleş

oktankeles@gmail.com

alıntıdır

03 Haziran 2009

Peregrine Oyun Eldiveni!

Gelişen teknoloji ile birlikte bilgisayarlara veya elektronik cihazlara hükmetmenin yolları da değişti. Uzun süredir hayali kurulan, oyunları elle yönetme düşüncesi Iron Will Technologies sayesinde gerçek oluyor. 
Şirket, geçtiğimiz gün Peregrine adındaki bir eldiven kontrol arabirimini tanıttı. Peregrine, teorik olarak parmak uçlarında yer alan alıcılara göre hareketin algılanması ile çalışıyor. Aynı zamanda cihaz, TouchPoint teknolojisi kullanıyor. Peregrine, RTS ve MMO gibi oyunların yanı sıra, kullanıcıların karışık bilgisayar oyunlarını da bu tarzlar gibi oynamasını sağlıyor. Parmak uçlarında yer alan alıcılar sayesinde kullanıcıların 30’dan fazla hareket yapmasına olanak sağlayan cihaz, hıza duyarlı sensörler bulunduruyor. 
2009 sonbaharında satışa sunulması planlanan Peregrine, kullanıcıların bilgisayar oyunlarındaki ana kontrol birimi olan klavyeyi ortadan kaldıracak gibi görünüyor.

Detaylı Bilgi: www.theperegrine.com

02 Haziran 2009

MSN'de iletilmeyen kelimeler

Tüm dünyada kullanılan MSN (Live) Messenger'da yazdığımız bazı kelimeler karşıya gönderilmeden sansürleniyor, internette biraz araştırma yapılınca bunun sadece Türkiye'de değil tüm dünyada uygulanan bir işlem olduğu anlaşılıyor. Microsoft kendine göre basit bir koruma önlemi oluşturmuş, messenger programına giriş yaptığınız anda kendi kendine microsofttan aldığı sansür listesini uygulamaya koyuyor.

Aşağıdaki listede bu sansürlenen kelimelerin en bilinenlerini görebilirsiniz;

.pif 
imp.exe 
bush-gracioso.exe 
album.zip 
photos.zip 
images.zip 
myalbum2007.zip 
img301.zip 
img1756.zip 
hoto234.zip 
pic.zip 
g038_jpg.zip 
secretimages56.zip 
love33.zip 
monica.zip 
img-0012.zip 
imag091307.zip 
pic1273.zip 
img-3773.zip 
img-6434.zip 
img-8197.zip 
img-0950.zip 
picts-7053.zip 
mypictures.zip 
image25.zip 
pics.zip 
foto.exe 
fantasma.zip 
impluse.exe 
downgrdr.exe 
photo656.jpg 
photo234.zip 
img021.zip 
tanyababe.zip 
stuff.zip 
fotos.zip 
tufoto 
get-messenger 
2nnvc7 
blockinrio 
messaging-names 
pictura002 
messenger-scan 
summer2008 
messengerdeletechecker 
photoalbum2007
adalaryayi
imalatci
yesilsogan
yuzmantari
binkere
yenibirmesaj
anlasmazlik
aminogrubu
tufoto

01 Haziran 2009

Mc Donald's Gibisi Yok!

Mc Donald's ABD tesislerinden kısa bir video, kesimhanedeki tavukların nasıl bir işkenceye maruz kaldığı rahatlıkla görülebiliyor.

McCruelty: I'm Hatin' It--Learn More.

taşıma: 10-15 tavuk küçücük kafeslere "atılarak" taşınıyor. 

gaga kesme: o stresi yaşayan tavuklar, yine aynı kalabalık tesiste delirip birbirini gagalıyor. gagalamasınlar diye gagaları kesiliyor. 

hastalık: çoğu sakat. yedikleri hormonlu yemlerden dolayı inanılmaz hızla büyüyorlar. bacakları vücutlarını taşımıyor. çünkü bacaklar 2 haftalık civciv bacağı, vücut kocaman tavuk vücudu. 

kafa kesimi: otomatik makinalarda kesildiği için tavuklar kafalarını kesim aletinden kaçırabiliyorlar. bu çok normal karşılanıyor. sonrasında canlı canlı tüy yolum makinası, hatta kaynar su. 

bu işlemler esnasında yoğun çalışmaktan sapıtmış adamların tavukları fırlattığı, üzerlerinde zıpladığı da kameralara kaydedilmiş. bir de kaydedilmeyenler var tabii.

Mc Donald's gibisi yok!

03 Şubat 2009

OCZ NIA (Neural Impulse Actuator) Oyun Kontrolcüsü

OCZ'den Devrim Niteliğinde Bir Ürün! Artık Beyin Dalgalarınızla Oyun Oynayabileceksiniz!
Brainfingers firmasının çeşitli özürler sonucunda hareket imkanı kısıtlanan insanların normal şekilde bilgisayar kullanabilmesini sağlayan 2000$'lık "Cyberlink" isimli cihazı temel alınarak OCZ tarafından oyun tutkunları için geliştirilen NIA, fare ve klavye ile standartlaşan PC deneyimini bir adım öteye taşımayı hedefliyor. NIA, beraberindeki yazılım sayesinde göz hareketlerinizi, beyin dalgalarınızın değişimini ve yüz kaslarınızın hareketini oyunlarda kullanılan hareket etme, zıplama, ateş etme gibi komutlara atayarak oyun deneyiminize farklı bir boyut kazandırmaktadır. Oyun içerisinde refleks olarak verdiğiniz tepkilerin omurilik-kas yolu yerine direk olarak PC'ye aktarılmasını sağlayan NIA, milisaniyelerin bile önemli olduğu oyunlarda tepki sürelerinde %50'ye varan fark yaratmakta ve normalde sadece klavye ile yapmanız zor olan komboları çok daha ileri bir seviyeye taşımanızı sağlamaktadır. Bilinçaltınızdan gelen reflekslerin oyunlardaki karakterlerinizi siz daha elinizi oynatmadan hareket ettirmesini istemez misiniz? OCZ NIA reflekslerinizi ve reaksiyon sürenizi biyosinyaller vasıtasıyla bugüne kadar görülmemiş seviyelere çekme fırsatını size sunuyor!

NIA Nasıl Çalışır?

OCZ NIA alın bandı üzerine yerleştirilen karbon-nanofiber yapılı çok yüksek hassasiyete sahip sensörler ve bunların PC'ye iletilmesini sağlayan alıcı kutusundan oluşmaktadır. Bu alın bandını resimde belirtilen şekilde taktıktan sonra sıkıştırma klipsi ile kafanızına göre ayarlayın. Ön kısımdaki 3 adet sensör göz hareketlerini ve alpha/beta kanalındaki beyin sinyallerini algılarken alın bandının ucunda bulunan ve kulağınızın üst kısmına yerleşen sensörler çene ve diğer yüz kaslarınızın hareketlerini algılamaktadır. OCZ NIA beynin 8-12Hz aralığında bulunan, rahatlama/gözleri kapama gibi durumlarda ortaya çıkan alpha sinyallerini ve 12-30Hz aralığındaki aktif konsantrasyon durumunu ifade eden beta sinyallerini algılayabilmektedir. OCZ NIA'nın gerçek potansiyeli bu beyin sinyallerinin kontrol setlerinde kullanılması ile ortaya çıkmaktadır. Çene ve yüz kaslarıyla kontrol kısa sürede öğrenilebilse de alpha/beta dalgalarının bilinçli olarak kontrolü için bir yöntem bulunmadığından en iyi çözüm refleks olarak bazı tepkileri verebilecek konuma gelene kadar aynı kontrol seti ile oyunlarda pratik yapmaktır. Tümüyle alpha/beta kanallarındaki sinyallere atanan kontrol setleriyle yapılan uzun süreli pratikler sonucunda, beynin ekrandaki zıplama ve ateş etme gibi hareketlerle o anki beyin aktivitesi arasında ilişki kurarak oyun içerisinde gerekli olduğu anda aynı sinyallerin yeniden üretimi vasıtasıyla "bilinçaltı" düzeyinde oyuncunun tepki verebilmesini sağladığı görülmüştür. Bu tepkiler refleks bazlı ve beynin o anki diğer aktiviteleri ile de çok ilgili olduğundan nişan alma, dönme gibi hassas kontrollerin beyin dalgalarıyla yapılması bugün için mümkün değildir fakat ateş etme, zıplama gibi hareketler bu dalgalar yoluyla, üstelik kas tepkilerinden çok daha hızlı şekilde yeniden üretilebilir.

Kontroller İçin Gerekli Ortalama Pratik Süresi:
- Kas Hareketleri: 30 dakika
- Göz Hareketleri (NIA sadece yatay göz hareketlerini algılayabilmektedir): 2-3 saat
- Beyin Dalgaları: 50-60 saat

NIA Konfigürasyonu

NIA'yı kullanmadan önce Brainfingers firmasının geliştirdiği kalibrasyon yazılımını kullanarak verdiğiniz tepkileri oyunlarda kullanacağınız hareketler ve tuş kombinasyonları ile eşleştirmeniz gereklidir. Kalibrasyon yazılımı öncelikle gözlerinizi sabit bir noktaya odaklayarak konsantre olmanızı sağlamaktadır. Kalibrasyon aşamasının ardından yüz kaslarınızı kullanarak oynayabileceğiniz birkaç basit oyun da yazılımla sunulmaktadır. Bu aşamaları geçtikten sonra Unreal Tournament, Crysis, Half Life2 gibi oyunlar için hazır olarak gelen kontrol setlerinden birini seçerek oynamaya başlayabilir veya kendi özel kontrol setinizi hazırlayabilirsiniz. Oyunları NIA ile kontrol edebilmek için bundan sonra yapmanız gereken size en uygun olduğunu düşündüğünüz kontrol seti ile alıştırma yapmaktır.

NIA'yı Kullanırken Dikkat Etmeniz Gerekenler

- NIA özellikle topraklamanın düzgün olmamasından ötürü oluşan şebeke kaynaklı sinyal gürültülerine karşı hassastır. Kullandığınız sistemin düzgün bir topraklamaya sahip bir prize takıldığından emin olun.

- Kablosuz ağ cihazları, cep telefonları, kablosuz fare/klavye ve CRT monitör gibi etraflarında elektromanyetik alan yaratan cihazları NIA'nın yakınlarında kullanmayın. Bu tip cihazlar sabitlemeniz gereken baz kalibrasyon değerinin çok artmasına sebep olabilir. Bunu test etmek için alın bandını alıcıdan çıkardığınızda sinyal seviyesinin düşüp düşmediğine bakabilirsiniz.

- Çok kuru bir cilde sahip olanların kullanmadan önce alın bölgesini nemlendirmeleri cihazın algılama şansını arttıracaktır.

- Özellikle ilk pratiğe başladığınızda her 20 dakikada bir mutlaka mola verin.

Bunların dışındaki kullanım önerileri ve farklı kullanıcıların deneyimleri için OCZ'nin destek forumuna göz atabilirsiniz.

Teknik Özellikler

- Sensör yapısı: Karbon nanofiber
- Sensör adedi: 5
- Bağlantı arabirimi: USB2.0
- Ürün Kodu: OCZMSNIA

Minimum Gereksinimler

- Windows XP veya Vista işletim sistemi (32-bit veya 64-bit)
- 1GHz İşlemci
- 512MB bellek
- USB2.0 yuvası